Düşük Tansiyon Belirtileri


Düşük tansiyon nasıl anlaşılır? Stabil olan düşük tansiyon (hipotansiyon) genellikle sürekli devam eden belirtilere yol açmamaktadır. Bu durumda rahatsız edici belirtiler gelişmediği için genellikle herhangi bir tedaviye ihtiyaç duyulmamaktadır.

Bununla birlikte, düşük tansiyon bazı koşullarda beyne ve diğer hayati organlara yeterli miktarda kan akışının olmadığı anlamına da gelebilmektedir. Sonuç olarak, aşağıdaki belirtilere maruz kalınabilmektedir: (1)

  • Baş dönmesi
  • Bayılma (ani, geçici bilinç kaybı)
  • Sersemlik
  • Bulanık görüş
  • Çarpıntı (hızlı veya düzensiz kalp atışı)
  • Karışıklık
  • Mide bulantısı (hasta gibi hissetme)
  • Genel zayıflık

Ayağa kalkmak gibi herhangi bir pozisyon değişikliğinden sonra düşük tansiyon belirtileri yaşanıyorsa, bu durum postural veya ortostatik hipotansiyon olarak tanımlanmaktadır. Düşük tansiyon belirtileri eğer yemek yedikten sonra yaşıyorsanız, bu tip düşük tansiyon da postprandiyal hipotansiyon şeklinde isimlendirilmektedir. (2)

Postür veya Ortostatik Hipotansiyon Belirtileri

Postür veya ortostatik hipotansiyon, kan basıncının ani bir hareketten sonra aniden düşmesidir. Örnek vermek gerekirse, yatak pozisyondan aniden oturur pozisyona geçmek ya da otururken birden ayağa kalkmak gibi pozisyon değişikliklerinden sonra baş dönmesi ve baygınlık hissedilebilmektedir. Bu durumda kişi denge kaybı yaşamakta ve düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilmektedir. Ayrıca, sersemlik, bulanık görüş veya bilinç kaybı da hissedilebilmektedir.

Postür ya da ortostatik hipotansiyon belirtileri genellikle sadece birkaç dakika sürmektedir, çünkü yeni pozisyondan hemen sonra kan basıncı buna uyum sağlamaktadır.

Düşün tansiyonun bu tipi düşme riskini artırabildiği için özellikle yaşlı insanlarda daha fazla tehlikeli olabilmektedir.

Egzersizlerden sonra da benzer belirtilere maruz kalınabilmektedir. (3)

Postprandiyal Hipotansiyon Belirtileri

Bazı vakalarda, düşük tansiyon yemek yedikten sonra ortaya çıkan bir durumdur. Beraberinde baş dönmesi, sersemlik, bayılma ve düşme gelişebilmektedir. Postprandiyal hipotansiyon olarak da adlandırılan bu tip bir düşük tansiyon, özellikle yaşlıları daha fazla etkilemektedir. Yüksek tansiyonu, Parkinson hastalığı ve diyabeti olan yaşlı bireylerde daha sık görülmektedir.

Yemek yendikten sonra bağırsaklar gıdaları sindirmek için çok miktarda kana ihtiyaç duymaktadır. Bu durumda da kalp atış hızı artmakta ve vücudun diğer bölgelerindeki kan damarlarındaki kan basıncını korumaya yardımcı olmaktadır. Kalp atış hızı yeterli olmadığı takdirde, kan damarları kan basıncını koruyabilecek kadar daralamamaktadır. Sonucunda da kan basıncı düşmektedir. Böylece düşük tansiyon belirtileri gelişmektedir. (4)

Şokla Bağlantılı Şiddetli Hipotansiyon

Şok sırasında beyin de dahil olmak üzere ana organlara yeterli miktarda kan ve oksijen akışı sağlanamamaktadır. Beyne giden kan azaldığında ise şok belirtileri başlangıçta hafif sersemlik, uyuklama ve kafa karışıklığı şeklinde hissedilmektedir.

Şok henüz erken bir aşamadayken, belirtileri tespit etmek zor olabilmektedir. Daha yaşlı olan bireylerde ise ilk belirti genellikle kafa karışıklığıdır.

Zaman ilerledikçe, şok daha da kötüleşmekte ve kişi kendinden geçerek bilinç kaybı yaşayabilmektedir. Tedavi edilmediği takdirde, şok ölümcül olabilmektedir. (5)

Şokun belirtileri şokun nedenine bağlı olarak da değişebilmektedir. Örneğin, büyük bir kan kaybı yaşanıyorsa ya da kalp yetmezliği nedeniyle kalbin kan pompalama eylemi yavaşlamışsa, şok aşağıdaki belirtilere yol açabilmektedir:

  • Cilt soğuk ve terli hale gelmektedir.
  • Cilt genellikle mavi veya soluk görünmektedir.
  • Cilt üzerine basıldığında, renk normalden normalden daha yavaş dönmektedir.
  • Cilt altında mavimsi bir çizgiler ağı görülmektedir.
  • Nabız zayıflamakta ve hızlanmaktadır.
  • Kişi çok çabuk nefes almaya başlamaktadır.

Eğer şokun nedeni kan damarlarının aşırı gevşemesi ise kişi öncelikle sıcaklamakta ve kızarmaktadır. Sonrasında ise cildi soğumakta, terlemekte ve kişi kendini uykulu hissetmektedir.

Şok tıbbi açıdan oldukça ciddi bir durumdur, mümkün olan en kısa süre içinde tıbbi tedavi uygulanmalıdır. (6)

Düşük Tansiyon Nedir?

Hipotansiyon olarak da adlandırılan düşük tansiyon, kan basıncının anormal derecede düşmesi sonucunda oluşmaktadır. Kan basıncı kalbin vücuda kan pompalama gücünü ölçmek için kullanılan bir terimdir. (7)

Düşük tansiyon nedir? Daha ayrıntılı konumuzu inceleyebilirsiniz

Düşük Tansiyon Nedenleri

Düşük tansiyon neden olur? Düşük tansiyon, kan basıncının düşmesiyle gelişmektedir. Sürekli olarak devam eden düşük tansiyon yani hipotansiyon, zaman zaman gerçekleşen düşük tansiyon ise tansiyon düşmesidir. Düşük tansiyonun pek çok nedeni olabilmektedir. En sık karşılaşılanlar ise genellikle dehidrasyon (sıvı kaybı), medikal ve cerrahi bozukluklardır. (8)

Düşük tansiyon nedenleri daha fazla detay için

 Düşük Tansiyon Tedavisi

Düşük tansiyon nasıl geçer? Düşük tansiyonun tedavisi nedenine bağlı olarak değişmektedir. Kullanılan ilaçların dozajlarında değişiklik yapılabilmekte ya da düşük tansiyona yol açan tıbbi koşul (örneğin bir mide ülseri) cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Neden belirli değilse, kan basıncını yükseltmeye yardımcı olan ilaçlar kullanılabilmektedir. (9)

Düşük tansiyon tedavisi makalemize buradan bakabilirsiniz

Düşük Tansiyon İçin Hangi Doktora Gidilir?

Başlangıç olarak, aile hekiminiz düşük tansiyonu teşhis ve tedavi etmeye yardımcı olabilmektedir. Gerekli olduğu takdirde, bir kalp sağlığı uzmanına (kardiyolog), böbrek sağlığı uzmanına (nefrolog) ya da beyin ve sinir hastalıkları uzmanına (nörolog) başvurabilirsiniz. (10)